Perşembe, 23 Nisan 2009 10:44
HollandaRehberi.com
Hollanda istihbaratı AİVD, 2008 yılı raporunu yayınladı. AİVD Müdürü Gerard Bouman'un kamuoyuna açıkladığı raporda özellikle Türk toplumunun kendi içinde radikal unsurlara karşı temkinli ve tepkili olduğu bunun ötesinde önleyici bir rol üstlendiği bildirildi.
Hollanda istihbaratı, bu son raporunda radikal grupların yanında özellikle Çin ve Rus istihbarat birimlerinin Hollanda'daki etkinliğine dikkat çekti. Raporda, farklı istihbarat birimleri için Hollanda'nın cazip bir ülke olduğu belirtildi. Hem yüksek teknolojinin varlığı hem de yabancı asıllı yeni Hollandalıların varlığı nedeniyle bu istihbarat birimlerin etkin olma yarışına girdikleri belirtildi. Benzer etkinliklere karşı geçen yıl içerisinde AİVD'nin rekor düzeyde (1300 rapor) farklı devlet birimleri ve şirketlere yönelik ikaz amaçlı rapor hazırladığı belirtildi. Hem ikaz hem bilgi amaçlı hazırlanan raporlarla AİVD'nin Hollanda'yı ve Hollandalıları bu yeni tehlikelerden korumayı amaçladığı belirtiliyor. ''Biz bu raporları hazırlıyoruz, ama önemli olan ilgililerin bu raporlarla somut politika üretmelidir'' diyen Bouman, amaçlarının daha güvenli bir Hollanda olduğunu belirtti. AİVD, şimdiye kadar hazırlanan raporlardan farklı olarak Türk toplumu için çok ılıman ifadeler kullandı. Faslılara nazaran iyi organize olan Türk toplumunun, kendi içlerindeki radikal unsurlara karşı önleyici bir rol üstlendikleri ve radikalleşmeyi frenledikleri belirtiliyor. Diyanet teşkilatı ve Milli Görüş'ün isminin geçtiği raporda bu kuruluşlar için "iyi organize olmuş, ılımlı İslami kuruluşlar" olarak bahsediliyor. Bouman, bir soru üzerine, "Ne Diyanet ne de Milli Görüş bizim için radikal kurumlar değil, hatta ılıman ve bunlarla alakalı kesinlikle endişe edilecek bir durum yok'' diye cevap verdi. Sağcı veya radikal sağcı grupların etkinlik alanlarının genişletmeleri ilişkin bir soru üzerine Bouman, "İstihbarat olarak bütün grupları yakından takip etmekle beraber sağdan çok, sol örgütlerden çekinmemiz gerekiyor'' şeklinde konuştu.(haberler.com)
Çarşamba, 22 Nisan 2009 18:26
HollandaRehberi.com
 Platform Dergisi 3 Mayıs Pazar günü Amsterdam’da, Karel Doorman sokağı 125 numarada Birinci Türkçe Yazarlar Platformu düzenliyor. Platform dergisi 2008 ve 2009’da Atilla İpek imzasıyla her ay Türkçe yazan bir yazarımızın portresini yayımladı. Bu yayınlara aldığı olumlu tepkilerden esinlenerek bundan böyle her yıl Hollanda’nın bir şehrinde Türkçe yazarlar Platformu düzenlemeye karar verdi. Amaç yazarların birbirleriyle tanışmalarını sağlamak, sohbet ortamı sağlamak, Türkçe yazmayı özendirmek, yazarların eserlerinin yayımlamalarına yardımcı olmak ve seyircilere öykü, şiir ve anlatı(meddahlık) tarzlarında hoş titreşimli anlar yaşatmaktır. 3 Mayıs Pazar günü program iki bölümde icra edilecektir. 1. Bölüm – 13.00 – 14.45 Yazarlar kendi aralarında sohbet edecekler. 2. Bölüm - 15.00 - 17.15 İzleyicilere açık bölüm. Yazarlardan kısa öykü, şiir, anlatı(meddahlık) ziyafeti ve müzik dinletisi. Avrupa 5.Şiir Yarışması Sonuçları Açıklanacak.Başarı gösterenlere ödülleri takdim edilecek.
Pazar, 19 Nisan 2009 17:55
HollandaRehberi.com
 ABD ve Kanada'dan sonra Avustralya ve Hollanda da, hafta başında İsviçre'nin Cenevre kentinde başlayacak BM'nin Irkçılıkla Mücadele Konferansına katılmıyor. BM, Durban'da (Güney Afrika) yapılan toplantının "yaralarını sarmak" için gelecek hafta Cenevre'de bir konferans düzenlemeye karar verdi. 2001 yılında yapılan konferansta ABD ve İsrail, Arap devletlerinin Siyonizmi ırkçı olarak nitelendirmek istemeleri üzerine toplantıyı terk etmişlerdi.
Avustralya Dışişleri Bakanı Stephen Smith, yaptığı açıklamada, "Avustralya Durban Gözden Geçirme Konferansına katılmamaya karar verdi" dedi. Haftaya yapılacak konferansın taslak bildirisinden İsrail, Orta Doğu sorunu ve "dine hakaret"in yasaklanması çağrısıyla ilgili tüm göndermelerin kaldırıldığı belirtiliyor ancak ABD bunu yeterli bulmuyor. Hollanda Dışişleri Bakanı Maxime Verhagen, konferansın sonuç bildirisi taslağının, 8 yıl önce Güney Afrika'nın Durban kentinde olduğu gibi, İsrail'e yönelik "ırkçı itham" içerdiğini belirtti. Bakan Verhagen, bazı devletlerin konferansı, "konuşma özgürlüğünü zaptetme meyli taşıyarak din unsurunu insan hakları temelinin üzerine oturtabileceklerini" de ifade etti. Verhagen, "sonuç bildirisinin kabulü mümkün değil zaten" dedi. ABD de İsrail'in eleştiri odağına oturtulacağını belirterek konferansa katılmama kararı almıştı. ABD, ülkenin 233 yıllık tarihinde ilk siyah Başkan olan Barack Obama'nın hükümetinin Cenevre'ye katılmayacağını açıklaması bir ölçüde hayal kırıklığı yarattı.
Cuma, 13 Mart 2009 10:45
HollandaRehberi.com
 Hollanda'da uygulanan Aile Birleşimi, Hollanda'daki Türk hukukçuların öncülüğünde ve Hollanda Türk Sivil Toplum Örgütlerinin desteğiyle Avrupa Birliği Adalet Divanı'na taşınıyor. Konuyla ilgili Hollanda Parlamentosu'ndaki Uluslararası Basın Merkezi'nde yapılan bir toplantıda Hollanda'nın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uyguladığı "aile birleşimi"ndeki haksızlığın AB Adalet Divanı'na taşınmasına karar verildi. Hollanda Temsilciler Meclisi'ndeki Basın Merkezi'nde düzenlenen toplantıya Avukat Ejder Köse, Hollanda'daki Türk sivil toplum kuruluşlarından HTİB Başkanı Mustafa Ayrancı, UETD Başkanı Veyis Güngör, Koordinatör Mikail Güneş, SMHO Koordinatörü Abdulkadir Çeken, Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu ve Rotterdam PvdA Meclis Üyesi Zeki Baran, Türk Federasyon'undan Güven İşçi, İOT Müdürü Ahmet Azdural, Hollanda Yozgatlılar Federasyonu Genel Başkanı Sabri Kenan Bağcı ve basın mensupları katıldı. 1973 Katma Protokolü, Ortaklık Konsey Kararı 1/80 ve 3 Mayıs 1987 tarihinde onaylanan Avrupa Sosyal Şartı ve 24 kasım 1977'de yürürlüğe giren Avrupa Göçmen İşçiler Sözleşmesi'nin beraberinde getirdiği haklar doğrultusunda Hollanda'nın 15 Mart 2006 tarihinden itibaren uyguladığı dil ve uyum şartı, 21 yaş sınırı, yüzde 120 gelir şartı gibi uygulamaların, Türk vatandaşları için uygulanmasının yanlış ve haksız olduğu dile getirildi. Uzun zamandır Avukat Ejder Köse ve beş avukat arkadaşının üzerinde çalıştıkları hukuki hazırlık sonucunda ortaya çıkan şikayet mektubu, çeşitli sivil toplum örgütlerinin de hazır bulunduğu bir toplantıda imzaya açıldı. Hukuki çalışmayı yapan Avukat Ejder Köse konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunlara değindi: "Aile Birleşimi sorununun çözüme kavuşması için, konuyu AB Adalet Divanı'na taşımamız gerekiyor. Ama divana bireysel başvuru yapma hakkımız bulunmuyor. Bu ilk bakışta sorun gibi gözükse de bunu aşmak için iki yol bulunmaktadır. Birincisi, üye ülkenin mahkemesinin davayı divana yönlendirmesidir. Hollanda'da bunu Danıştay yapabilir, ama Danıştay şimdiye kadar bu şekilde bir yönlendirme yapmadı. Ben bunu, hukuksal alanda yapılan bir siyaset olarak değerlendiriyorum. İkinci yol ise; AB Komisyonu'na Hollanda'yı şikayet etmektir. Haklarımızın elimizden alınmaması için bunu yapma ve başarma mecburiyetimiz vardır. Bunu nasıl yapabiliriz? Avrupa Birliği'nin almış olduğu kararlar doğrultusunda yapılan antlaşmalarla elde edilen hakların ihlaliyle ilgili olarak, herhangi bir kişinin / bireyin şikayet etme hakkı vardır. Yapılan şikayet doğrultusunda AB Komisyonu, divana dava açabilir. Bu davanın açılabilmesi için bir grup avukatla bir araya gelerek bir dilekçe hazırladık. Hazırladığımız dilekçede Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki antlaşmaların ihlalini analiz ettik. Ve Türk vatandaşlarına yapılan haksızlıkları bugün burada kamuoyuna sunmak istedik. Haksızlıklarla mücadele etmenin başlangıcı birazdan sizlere sunulacak dilekçenin altına kurumunuz adına imzanızı koyup, 'AB Şikayet Bölümü'ne göndermeniz olacaktır." Avukat Ejder Köse, Hollanda'da yaşayan Türk toplumuna öncülük eden kanaat önderlerine, kurum ve kuruluşlara, özellikle de sivil toplum örgütlerine bu konuda büyük iş düştüğünü vurguladı. Köse, "Bu mesele hepimizi yakından ilgilendiren ve çözülmesi gereken bir meselesidir. Bu nedenle, özellikle sivil toplum örgütleri halkı harekete geçirmeli ve bu hazırlanan şikayet dilekçesinin AB Komisyonu'na gönderilmesi için çalışma başlatılmalıdır. Bu konuda biz avukatlar, gelişmelere göre sizleri yönlendireceğiz, ama sizlerin bu harekete katılması çözüm yolunda atılması gereken en önemli adımdır. Şimdi halkımızın ve sivil toplum örgütlerimizin birlikte hareket etme zamanıdır" dedi. Avukatlar tarafından yapılan açıklama sonrasında toplantıda hazır bulunan Türk sivil toplum örgütleri başlatılan hukuk mücadelesine destek verdiklerini açıkladı. Hollanda Türk Sivil Toplum örgütleri öncülüğünde önümüzdeki altı ayda kırk bin imzanın toplanması bekleniyor. Uzun bir hukuki mücadele sonrasında uygulanan söz konusu haksızlığın giderilmesi beklenmekte. Avrupa Birliği ülkeleri arasında ilk olarak Hollanda, 15 Mart 2006 tarihinde, yurtdışından Hollanda'ya gelmek isteyen yabancılar için "Dil ve Uyum Şartı"nı getirmişti. Bunun yanı sıra, AB nezdinde en yüksek gelir şartı ve 18'den 21 yaş sınırlandırılması getirilmişti. Sadece Batılı olmayan ülke vatandaşlarını kapsayan bu uygulamanın yürürlüğe girmesinden sonra, özellikle Türkler ve Faslılar başta olmak üzere, diğer ülkelerden Hollanda'ya gelmek isteyenlerin evlilik yoluyla oturum sahibi olması bir hayli zorlaştırılmıştı. Hollanda'da uygulanan bu sistemle birlikte yabancıların önünün kesildiğini gören diğer AB ülkeleri de, buna benzer uygulamaları yürürlüğe koymaya başlamıştı. Almanya, 2008 yılının başında uyum kanunlarını değiştirdi. Birkaç ay önce almış olduğu kararlarla da Fransa bu ülkeleri takip etti. (haberler.com)
Çarşamba, 04 Mart 2009 14:13
HollandaRehberi.com
Kazaya ilişkin ilk rapor Lahey'de açıklanıyor: - Amsterdam'a iniş yapacak uçakta hiçbir sorun yoktu. Kokpitte 3 pilot vardı.
- Bugün 4 Mart’ta tarihinde araştırma kurulu bir uyarı da bulunacaktır. Boeing şirketi 737-800 numaralı uçakla ilgili bir açıklamada bulunuyor. - 5 yolcu ve 4 mürettebat ölmüştür. 50 kişi hastaneye kaldırıldı. Uçak İstanbul’dan Amsterdam’a gidiyordu. - Normal bir uçuş vardı, daha önce bir sorun yoktu. Sağ koltukta birinci eğitimdeki pilot bulunuyordu. Bu eğitimdeki pilotun bütün yetkileri vardı. Bunun yanında da birinci officer bulunuyordu. Mürettebat 14.00’te Amsterdam’a haber veriyor. - Hiç rötar olmadan iniş yapmaya başlamıştır. 2000 feete inmeye izin verilmiştir.
- Otomatik pilotla inişe başlanmıştır. - Ses kaydı ve karakutunun incelemesinden inişte 1950 feette bir tuhaflık ortaya çıkmıştır. O yükseklikte, normal olmayan bir yükseklik açıklanmıştır. Yükseklik metresi uçağın 1950 feette değil ancak sıfırın eksi 8 feet yükseklikte bulunduğunu söylemiştir. - Yükseklikteki değişimden dolayı otomatik sistem özellikle gaz değişimlerinden sonra bir değişim olmuştur. Radyo yükseklik ölçümü normal bir şekilde yüksekliği ölçüyor. - İniş çok önemli olan bir noktadır. 2500 feet yüksekliğinden bunu yapabilir. - İki tane yükseklik ölçüsü vardır. Ses kaydından soldaki aletindeki sorunu mürettebatlar tarafından öğrenmiştir. Birden bire 1950 feete değil eksi 8’de bulunduğunu öğrendiği zaman mürettebat tarafından bir sorun olarak görülmemiştir. - Pratikte uçağın bu ani değişimden dolayı birkaç metre üzerinde bulunduğu gibi davranmaya başlamıştır. Otomat kesilmiş gaz gibi davranmaya başlamış ondan dolayı uçak hız kaybetmiştir. Bundan dolayı mürettebat zamanında hareket etmemiştir. Hız kaybından dolayı uçak asgari uçuş hızına ulaşmıştır. Onun için uyarı sinyalleri verilmiştir. - Direksiyon titreşimiyle bildirilmiştir. Karakutudan hemen gaz verilmeye başlanmıştır ancak kurtarmak için geç kalınmıştır. - Ondan dolayı bir iniş pistinden 1km öncesinde düşmeye neden olmuştur. -Uçak düştüğünde Pilotlar hayatını yitirmişti (hani pilotlar yardım ekiplerine el sallayıp yardım istemişti de yardım gelmemişti?) Sonuç: yakıt eksiklği, motorda kuş, buzlanma, motorsistemi yada kontrol arızaları bulunmadı. Otomatik pilot yüksekliğin yanlış ölçülmesiyle uçağın olandan daha alçakta olduğu kanısıyla gazı kesiyor. Bur durumu geç farkeden kaptan pilot durumu kurtarmaya çalışıyor. Ancak 6 saniye geç kalınıyor................. (araştırma komitesi başkanı van Vollenhoven Boeing'e durumu bildirip el kitapçıklarında bu konuya daha iyi yer vermelerini ve yükseklik ölçümü hatalarında otomatik pilotun devreden çıkarılmasını isteyeceğini bildirdi. Hollandalı haber kaynakları bunu genelde yorumsuz aktarırken, De Telegraaf gazetesi internet sitesinde 'Pilot hatası kazanın sebebi' şeklinde başlık attı. Hürriyet Gazetesi sitesinde ise 'Hollanda Kendisi Dışında Herkesi Suçladı' şeklinde başlık attı.
|
Cumartesi, 28 Şubat 2009 00:49
HollandaRehberi.com
NOS televizyonuna katılan ambulans personeli, helikopterli travma personeli ve itfaiye personeli programda yaşadıklarını anlattılar. İlk karşılaştıkları manzaranın tam bir kaos olduğunu anlatıyorlar. Bir kişinin yardım çalışmaları sırasında öldüğü anlaşılıyor. Bu kişi ambulans personeliyle konuşmuş, ayağında ağrı olduğundan bahsetmiş. Daha sonra hayatını kaybetmiş. İki kişi birbirine sarılmış olarak bulunmuş. İtfaiye çalışanı kokpit ve ön kısmın en kötü durumda olduğundan bahsediyor. Polis ilk olarak kurtulanları, ilk yardıma ihtiyacı olanlar ve hafif yaralılar olarak ayırmış. İlk gelen ambulans, hemen işe koyulmuyor ama durumu inceleyip genel değerlendirme yapıyor ve ilk yardım edilecekleri belirliyor. Olümcül olabilecek yaralanmaları tespit ediyor. Bir kısım polis ekibi basın mensuplarını ve 'felaket turistlerini' kordon dışında tutuyor.Belediye başkanı ilk aşamada ölenlerin kimlik tespiti ve ailelerin istekleri doğrultusunda defnedilmesine öncelik verildiğini, gelecek günlerde kazazede ve yakınları ve onların sorunlarıyla ilgileneciğini açıkladı.
Cumartesi, 28 Şubat 2009 00:35
Atilla
THY uçağının Hollanda’da düşmesinden sonra kazadan kurtulanlardan Henk Heijloo bir internet sitesi açarak toplu yada tek tek tazminat açmak isteyenler için birlik çağrısında bulundu. NOS Televizyonunda yayınlanan oturum programı Pauw&Witteman programına katılan kazazede Henk Heijloo bir site açtıklarını diğer kazazedelerle tecrübelerini paylaşmak ve ortak hareket etmek istediklerini açıkladı. www.slachtoffersvliegramp.nl adresindeki sitede Hollandaca ve Türkçe yapılan açıklamada şöyle deniyor:
25 Subat'da dusen THY ucagi kazazedeleri icin olusturulan web sayfasina hos geldiniz. Onumuzdeki gunlerde bu sayfada kaza ile ilgili bilgileri bulabileceksiniz.
Kazada zarar gorenlerden, meydana gelen zararin ne sekilde cozumlenecegi konusunda yardim istekleri aldik. Kazazedelerin ne sekilde uygun yardimi alabileceklerini arastiriyoruz. Etkinliklerimizi takip etmek isteyenlerin
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
adresine mail gondermelerini rica ederiz.
Henk Heijloo
Cuma, 27 Şubat 2009 18:34
HollandaRehberi.com
HollandaRehberi.com'un Yorumu: THY uçağının düşmesinden sonra Türk Basını 'bunlar bizi sevmez zaten' kompleksiyle verdiği haberlere devam ediyor. Türk Hava Yolları Pilotlar Derneği, (TALPA) motor arızasını ortaya atan Hollandalı yetkilileri art niyetli olmakla suçladı. Birçok kurululuş ve kişi alçaklık kompleksiyle saldıracak yer arıyor? İstanbul yada Ankara'da bir uçak kazası olsa yarım saat içinde 60-70 ambulansı oraya getirebilecek miyiz? Önce yorum götürmeyecek gerçekleri tekrar edelim: - kaza 10.31 gibi meydana geldi.
- saat 10.50 civarında canlı yayına bağlanan televizyonlarda olay yerine ulaşmış ilk yardım ekiplerinin hummalı çalışmalarını hepimiz gördük
- O ara 'Bakan' Türkiye'de ölü yokmuş deyiverdi. (Hollanda'dan herhangi bir resmi açıklama yapılmamış olmasına rağmen. Kim ise bakanı böyle yanlış bilgilendirip ölü yakınlarına sahte ümit satanlar, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır)
- Televizyonlarda gördük ki Türkiye'deki Hollandalı muhabir oradaki Türk meslektaşlarını bizim burada televizyondan üstü örtülü cesetler gördüğümüze ikna etmekte zorlandı.
- Televizyondaki görüntülerde Güney Hollanda ve Brabant olmak üzere Hollanda'nın her yerinden ambulansların olay yerine gittiğine şahit olduk.
- Uçağın düştüğü tarla yeni işlemiş olması (ki bu bir şans sayılır) olay yerine ambulans ve itfaiye araçlarının ulaşmasını engelledi. Olay yerinde paletli araçları ve komşu çiftliğin traktörünü gördük. Yaralı ve ölüleri yola kadar taşıyorlardı.
- Yardım ve kurtarma çalışmları sırasında birtek ceset görüntüsü alınmasına fırsat bırakılmadı. Kan ve ağlaşan insanlar görüntüde yoktu. Basının birkaçyüz metre uzaktan görüntü almasına müsaade edildi.
- 15.00 civarında ilk resmi açıklama geldi: 9 ölü 25'i ağır 50'den fazla yaralı. Kesinleşmemiş hiçbir bilginin açıklanmayacağına baskı yapıldı.
- Türk kaynakları yolcu listesini açıklayıp üstüne de güle oynaya uçağa binen yolcuların görüntülerini yayınlarken (hayatını kaybedenlerin yakınlarına yapılabilecek daha büyük bir saygısızlık olamaz herhalde) Hollandalılar ailesine bildirilmemiş hiçbir ölü isminin açıklanmayacağını bildirdi. (Buna bile Türkiye'den tepkiler geldi. Ölen yakınları haberi ilk önce Türk gazetelerinde okusalardı gazeteler kendileriyle gurur duyacaklardı herhalde!)
- Canlı yayında elbette her habercinin yapacağı gibi olayın acaba bir terör bağlantısı olup olmadığı gündeme geldi ve kesin bir kanıyla bu ihtimal dışlandı.
- THY hakkında negatif imaj oluşturabilecek sorular (yine haberciliğin kaçınılmaz şartı) yöneltildi. Ancak cevapların çoğu tam tersine Havayolu şirketlerinin bir bir battığı bu süreçte THY'nin büyüme gösterdiği, Alliance üyesi olduğu, Türkiye'nin KLM'i sayılabileceği anlatıldı. (Elbette diğer dolmuş usulü çalışan Türk charter şirketlerinden kaynaklanan bir kötü imaj sözkonusu). Ancak Türk gazeteleri bunun kat kat fazlasını yaptı.
- Haberlerde kazaya sebep olabilecek bütün ihtimaller konuşuldu. Herkesin hemfikir olduğu bir konu şuydu: Motorların çekiş gücü olmadığı, uçağın önce burnunu yukarı dikip hızının sıfıra düştüğü ve bir tuğla bloğu gibi serbest düşüş yaşadığı (ki tarlada sürünme izleri yok). Buna sebep olabilecek bütün ihtimaller konuşuldu. yakıtın tükenmiş olabileceğinden, sistemin durduğuna ve pilotaj hatalarına kadar. Oysa Türkiye'deki gazetelerde bir pilotun diğerine öğrenmesi için yönetimi devrettiği bile olabileceği yazıldı.
- Bütün görgü tanıkları olayın 2-3 saniyede gerçekleştiğini, o ana kadar herşeyin normal olduğunu anlatıyor. Şimdi Akşam gazetesi hostes Perihan Özden'in uçağın düşeceğini anladığını. Kokpite koşup kapıyı yumruklayıp kaptan Pilota 'kaptan hakkını helel et' diye bağırdığını ondan birkaç saniye içinde düştüğünü yazdı. Hostes neden acaba düşmekte olan bir uçakta kapalı olduğunu bildiği kokpite koşar ve kaptan pilottan helalli ister? Aynı gazete yardım ekiplerinin çok geç geldiğini yazıyor. Bunları işkembesinden uyduran Akşam yazarına arabasıyla olay yerine giden A9 otobanından tarlaya kadar bir tur atmasını tavsiye ederiz. Baksın bakalım kaç dakida tutacak.
- THY ve yolcular çok büyük olabilecek bir felatten göreceli olarak ucuz kurtuldu (ölenler elbetteki rahmet ve ailelerine de en içten taziye dileklerimiz iletiyoruz.) Bütün yardım kuruluşları ellerinden gelenin en iyisini yapmak için çalıştı durdu. Hollandalı haber kaynakları olayı sürekli takip ederken sansasyona yönelik, kesinleşmemiş speküle haberler vermekten kaçındılar. Bu kadar negatif haber, bu kadar nefret ve yalan dolu haber neden? Neden uyduruk efsanevari haberler?
Yangına körükle giden Tüm basın kuruluşlarını ve diğer kaynakları kınıyoruz.
Cuma, 27 Şubat 2009 17:47
HollandaRehberi.com
Pilotlar düşüşün nedeni olarak THY uçağından 2 dakika önce inen büyük yolcu
uçağının yarattığı türbülansı gösterdi.
Pilotlar derneğinden "kule
türbülansa karşı iki uçak arasında mesafeyi açmalıydı" açıklaması geldi.
Pilotlar derneğine göre uçağın düşmesine büyük olasılıkla başka bir
uçağın yarattığı hava akımı bozulması (Wake Turbulance'a ) sebep oldu.
Pilotlar büyük uçakların piste inerken arkasında oluşturduğu hava
akımını gösteren fotoğrafları
basına gösterdi. Türk Hava Yolları Pilotlar Derneği, (TALPA) motor
arızasını ortaya atan Hollandalı yetkilileri art niyetli olmakla suçladı.
Pilotlar ellerindeki bilgi ve belgeleri basın mensuplarıyla
paylaştı.
Cuma, 27 Şubat 2009 17:44
HollandaRehberi.com
Türk havayollarından yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:
"25
Şubat 2009 tarihinde Tk 1951 sefer sayılı İstanbul-Amsterdam uçağının inişi
sırasında meydana gelen kazada 4 mürettebattan olmak üzere 9 kişi hayatını
kaybetmiştir. Kazada kokpit ekibinden Hasan Tahsin Arısan, Murat Sezer, Olgay
Özgür ile kabin ekibinden Ulvi Murat Eskin yaşamını yitirmiştir. Kazada hayatını
kaybedenlerin cenazeleri Hollanda makamlarının tesliminden sonra özel bir
seferle Türkiye'ye ge irilecektir. Seferin ne zaman düzenleneceği daha sonra
bildirilecektir. Türk Hava Yolları tarafından kazada hayatını kaybeden
mürettebat ve yolcularımızın yakınlarına ilk etapda 50 bin Avro, hastanede
yatarak tedavi görenler için ise 5 bin ila 10 bin Avro ödeme yapılacaktır. Bu
konuda ilgililer Aile Destek Hattının +90 800 219 80 35 nolu telefonundan
bilgi alabilirler"
|