Polis Kreşin Sahibini Öldürenin Fotoğrafını yayınladı

e-Posta

katilAmsterdam Polisi Ana Kucağı isimli kreşin Türk sahibini öldürdüğü iddia edilen şahsın resmini yayınladı. Nevzat Koyak isimli 41 yaşındaki Türkiye doğumlu şahsın illegal olarak  Hollanda'da kaldığı ve sabit bir adresinin bilinmediğini açıkladı. Amsterdam polisi şahsın yerini bilenlerin 0800-6070 numaralı telefondan polise (yada 0800-7000 anonim hat) haber verebilecekler.

Kaynak: RTVNH 

 

Go Ahead Eagles'dan Orduspor'a

e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Orduspor, Tanju Şahin ve Coşkun Karademir'i kadrosuna kattı.

Orduspor'dan yapılan açıklamada Go Ahead Eagles forması ile mücadele ettiği Hollanda İkinci Ligi'nde 3 kez en iyi orta saha oyuncusu seçilen ve bu başarıya ulaşan en genç oyuncu olan 1988 doğumlu Tanju Şahin ile 2 yılı opsiyonlu 3 yıllık sözleşme imzalandığı belirtildi. Orduspor ayrıca yine Hollanda'da Deto takımında forma giyen 1982 doğumlu sol bek Coşkun Karademir ile de 5 yıllık sözleşme imzaladı. İki futbolcunun da önümüzdeki günlerde Ordu'ya geçerek takım ile sezon başı kampına gidecekler.
 

Fazıl Say Amsterdam'da Konser Verecek

e-Posta
Ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Hollanda'da devam eden Çağdaş Müzik Festivali çerçevesinde Kraliyet Concertgebouw Orkestrası eşliğinde başkent Amsterdam'da iki konser verecek.

Fazıl Say, 19 ve 20 Haziran günleri vereceği konserlerde "Anadolu'nun Sessizliği" adlı kendi piyano konçertosunu Hollanda'da ilk kez yorumlayacak.

Fazıl Say'a eşlik edecek Concertgebouw Orkestrasını ünlü şef Dennis Russell Davies yönetecek.

Hollanda'nın dünyaca tanınmış Kraliyet Concertgebouw Orkestrası, İngiliz Gramophone dergisinin 2008 yılı değerlendirmesinde, Berlin Filarmoni ve Viyana Filarmoni'nin önünde, dünyanın en iyi orkestrası seçilmişti.
 

Belçika sokak cinayetinde ölen de öldüren de Türk!

e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 

Belçika'nın Gand Savcılığı, dün sabah bir Türk kadını sokakta ateşli silahla vurarak öldüren kişinin de Türk olduğunu açıkladı. Olayla ilgili ayrıntılı bilgiler veren savcılık, cinayetten sonra intihar girişiminde bulunan katilin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu bildirdi. Savcı An Schoonjans tarafından yapılan açıklamaya göre, Gand kentinin Ledeberg bölgesinde, 21 yaşındaki bir adam ile bu kişinin eski sevgilisi olduğu belirtilen 27 yaşındaki kadın arasında, sokak ortasında tartışma çıktı.

Türk olduğu, Destelbergen bölgesinde, olaydan bir gece önce silah ve şiddet kullanarak, bahçıvan olarak çalıştığı evde bir soygun yaptığı, insanların yaralanmasına neden olduğu bildirilen katilin, Belçika'da ve bazı ülkelerde, çeşitli suçları nedeniyle bir süredir arandığı belirtildi. Savcılık açıklamasına göre katil, eski sevgilisiyle sokak ortasında tartışma sırasında silah çekerek birkaç el ateş etti. Başından da vurulan kadın olay yerinde ölürken, kadının yanında bulunan 8 yaşındaki kız çocuğu kaçarak kurtuldu. Savcı, katilin daha sonra bir taşıta silah zoruyla binerek ve sürücüyü tehdit ederek kaçmayı denediğini, polis tarafından izlendiğini, trafikte sıkışınca, araba içinde başına bir kurşun sıkarak intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Öldürülen kadının Gentbrugge bölgesinde ikamet ettiği, Türk asıllı Hollandalı ve bir çocuk annesi olduğu, söz konusu çocuğun babasının cinayeti işleyen Türk olmadığı belirtildi. Savcılık, intihar girişiminde bulunan katilin sağlık durumunun ağır olduğunu, olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini bildirdi.

 

Anne Frank'ın günlüklerinin aslı sergilenecek.

e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Anne Frank'ın günlüklerinin aslı, doğumunun 80. yıl dönümü nedeniyle adına açılan müzede sergilenecek.

Nazi işgali sırasında saklandığı evde yazdığı günlükleri, öldükten sonra ortaya çıkan Anne Frank, İkinci Dünya Savaşı'nda ölen Yahudilerin sembolü haline gelmişti.

12 Haziran 1929'da doğan ve 15 yaşındayken bir toplama kampında ölen Frank'ın, toplama kampına götürülmeden önce saklandığı ev daha sonra müze haline getirilmişti.

Anne Frank'ın günlüklerinin aslı, şimdiye kadar Hollanda Savaş Belgeleri Enstitüsü'nde saklanmış, sadece fotokopileri müzede sergilenmişti.
 

Türkçe Tiyatro Oyunu: Veli'nin Oğlu Orhan Veli

e-Posta

Oyuncu, senarist Vedat Gültekin ve Yönetmen İbrahim Yanar Orhan Veli'nin sadece şiirlerinin değil hayatının da izini sürdürmekte...

 Vedat Gültekin, Orhan velinin şiirleri kadar, düzyazıları, röportajları, mektupları, düşünceleri ve görüşlerinden de etkilendi. Bu oyunda Orhan Veli Kanık'ın şiirlerinin yanısıra dünya görüşünü de izleyecek günümüz düşüncesiyle kıyaslamaya girebilecek sorular bulacaksınız.

Try-out: 21 Mayıs 2009 

Prömiyer: 23 Mayıs 2009

Yer: Theater Zuidplein

Saat: 20:00

Telefoon: 010 - 20 30 303 

 

Hollandalı turistlerin gasp iddiası, MOBESE’ye takıldı

e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 12
ZayıfEn iyi 
salak turistlerANTALYA’nın Alanya İlçesi’ne tatile gelen Hollandalı çift, halk otobüsünden indikten sonra gasp edildiğini iddia etti. Olayın araştırılması için incelenen MOBESE kameralarında turistlerin olayın yaşandığını iddia ettiği yer ve zamanda gasp olayının yaşanmadığı ortaya çıktı. Turistlerin sigortadan para alabilmek için gasp olayı uydurduğu üzerinde duruluyor. 
Yaklaşık 1 hafta önce Hollanda’dan Alanya’ya tatil için gelen çift, Cumartesi günü saat 13.30 sıralarında Alanya’nın Tosmur Beldesi’nde halk otobüsünden indikten sonra, motosikletli 2 kişi tarafından gasp edildiğini öne sürerek jandarmaya şikayette bulundu. Tosmur Dim Çayı Köprüsü yakınlarında yaşandığı iddia edilen olaydan sonra jandarma inceleme başlattı. Turistlerin ifadeleri doğrultusunda olayın yaşandığı yerin tam koordinatlarını alan İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Tosmur Belediyesi’nden MOBESE görüntülerini istedi. Görüntüler üzerinde yapılan incelemede 2 açıdan görüntü çekildiği ve turistlerin otobüsten indikten sonra ve yürüyerek otele doğru ilerledikleri, güzergah üzerinde gasp olayına maruz kalmadıkları anlaşıldı. 
Alanya Cumhuriyet Savcılığı olayla ilgili inceleme başlattı. Turist çiftin neden gasp yalanını ortaya attığı henüz belirlenemezken, sigortadan para alabilmek için bu yalana başvurdukları üzerinde duruluyor. Hollandalı çiftin isimleri açıklanmadı. 
Tosmur Belediye Başkanı AKP'li Musa Özdemir, beldenin güvenliği için kısa bir süre önce MOBESE sistemini hayata geçirdiklerini belirterek, “24 saat aktif olarak çalışan ve kaydı uzun süre hafızasında tutan kamera sistemimizle beldemizde güvenliği daha da arttırarak suç oranını düşürdük. İlerleyen günlerde kamera sayımızı arttırarak hizmetimize devam edeceğiz” diye konuştu.
 

Utrecht'te Türkçe Tiyatro Oyunu

e-Posta
Bakırköy Belediye Tiyatrosu 9 mayis günü Utrecht Stadsschouwburg'de 'Lütfen kızımla evlenir misiniz?' isimli komediyi sergileyecek. "Lütfen Kizimla Evlenir misiniz?", kocası öldükten sonra tüm hayatını kızını evlendirmeye adayan bir annenin evlenmeye karşı direnen kızıyla giriştiği mücadeleyi mizahi bir üslupla ele alıyor. Anne, rk yaşının üstündeki kızına koca bulmak için her yolu denemektedir. Kızı bankada çalisan annenin, en büyük eğlencesi evlilik üzerine kurulu olan "reality show"ları izlemek ve internette chat yaparak kızına koca aramaktır. Bu arada kızının çalıştığı bankaya yeni bir şef ( Alican Yücesoy) atanmıştır....

Sahne: Douwe Egbertszaal/ Stadsschouwburg Utrecht(9 mayis 20.00).
Biletler: € 15 (ögrenci € 9,50)
www.stadsschouwburg-utrecht.nl veya Stadsschouwburg gişesinden pazartesi'den cumartesi'ye 12.00-19.00 saatleri arası;
telefon (030) 23 020 23: 12.00-17.00 saatleri arası.
 

Hollanda istihbaratı AIVD:Diyanet ve Milli Görüş ılımlı kurumlar

e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 

hollandaHollanda istihbaratı AİVD, 2008 yılı raporunu yayınladı. AİVD Müdürü Gerard Bouman'un kamuoyuna açıkladığı raporda özellikle Türk toplumunun kendi içinde radikal unsurlara karşı temkinli ve tepkili olduğu bunun ötesinde önleyici bir rol üstlendiği bildirildi.

Hollanda istihbaratı, bu son raporunda radikal grupların yanında özellikle Çin ve Rus istihbarat birimlerinin Hollanda'daki etkinliğine dikkat çekti. Raporda, farklı istihbarat birimleri için Hollanda'nın cazip bir ülke olduğu belirtildi. Hem yüksek teknolojinin varlığı hem de yabancı asıllı yeni Hollandalıların varlığı nedeniyle bu istihbarat birimlerin etkin olma yarışına girdikleri belirtildi. Benzer etkinliklere karşı geçen yıl içerisinde AİVD'nin rekor düzeyde (1300 rapor) farklı devlet birimleri ve şirketlere yönelik ikaz amaçlı rapor hazırladığı belirtildi. Hem ikaz hem bilgi amaçlı hazırlanan raporlarla AİVD'nin Hollanda'yı ve Hollandalıları bu yeni tehlikelerden korumayı amaçladığı belirtiliyor. ''Biz bu raporları hazırlıyoruz, ama önemli olan ilgililerin bu raporlarla somut politika üretmelidir'' diyen Bouman, amaçlarının daha güvenli bir Hollanda olduğunu belirtti.

AİVD, şimdiye kadar hazırlanan raporlardan farklı olarak Türk toplumu için çok ılıman ifadeler kullandı. Faslılara nazaran iyi organize olan Türk toplumunun, kendi içlerindeki radikal unsurlara karşı önleyici bir rol üstlendikleri ve radikalleşmeyi frenledikleri belirtiliyor. Diyanet teşkilatı ve Milli Görüş'ün isminin geçtiği raporda bu kuruluşlar için "iyi organize olmuş, ılımlı İslami kuruluşlar" olarak bahsediliyor.

Bouman, bir soru üzerine, "Ne Diyanet ne de Milli Görüş bizim için radikal kurumlar değil, hatta ılıman ve bunlarla alakalı kesinlikle endişe edilecek bir durum yok'' diye cevap verdi. Sağcı veya radikal sağcı grupların etkinlik alanlarının genişletmeleri ilişkin bir soru üzerine Bouman, "İstihbarat olarak bütün grupları yakından takip etmekle beraber sağdan çok, sol örgütlerden çekinmemiz gerekiyor'' şeklinde konuştu.(haberler.com)

 

Hollanda Birinci Türkçe Yazarlar Platformu

e-Posta
Platform Dergisi 3 Mayıs Pazar günü Amsterdam’da, Karel Doorman sokağı 125 numarada Birinci Türkçe Yazarlar Platformu düzenliyor.

Platform dergisi 2008 ve 2009’da Atilla İpek imzasıyla her ay Türkçe yazan bir yazarımızın portresini yayımladı. Bu yayınlara aldığı olumlu tepkilerden esinlenerek bundan böyle her yıl Hollanda’nın bir şehrinde Türkçe yazarlar Platformu düzenlemeye karar verdi.
Amaç yazarların birbirleriyle tanışmalarını sağlamak, sohbet ortamı sağlamak, Türkçe yazmayı özendirmek, yazarların eserlerinin yayımlamalarına yardımcı olmak ve seyircilere öykü, şiir ve anlatı(meddahlık) tarzlarında hoş titreşimli anlar yaşatmaktır.

3 Mayıs Pazar günü program iki bölümde icra edilecektir.

1. Bölüm – 13.00 – 14.45 Yazarlar kendi aralarında sohbet edecekler.
2. Bölüm - 15.00 - 17.15  İzleyicilere açık bölüm. Yazarlardan kısa öykü, şiir, anlatı(meddahlık) ziyafeti ve müzik dinletisi.
Avrupa 5.Şiir Yarışması Sonuçları Açıklanacak.Başarı gösterenlere ödülleri takdim edilecek.
 

AVUSTRALYA VE HOLLANDA DA BM'NİN KONFERANSINA KATILMIYOR

e-Posta
hollanda politik
ABD ve Kanada'dan sonra Avustralya ve Hollanda da, hafta başında İsviçre'nin Cenevre kentinde başlayacak BM'nin Irkçılıkla Mücadele Konferansına katılmıyor.
BM, Durban'da (Güney Afrika) yapılan toplantının "yaralarını sarmak" için gelecek hafta Cenevre'de bir konferans düzenlemeye karar verdi. 2001 yılında yapılan konferansta ABD ve İsrail, Arap devletlerinin Siyonizmi ırkçı olarak nitelendirmek istemeleri üzerine toplantıyı terk etmişlerdi.

Avustralya Dışişleri Bakanı Stephen Smith, yaptığı açıklamada, "Avustralya Durban Gözden Geçirme Konferansına katılmamaya karar verdi" dedi.
Haftaya yapılacak konferansın taslak bildirisinden İsrail, Orta Doğu sorunu ve "dine hakaret"in yasaklanması çağrısıyla ilgili tüm göndermelerin kaldırıldığı belirtiliyor ancak ABD bunu yeterli bulmuyor.
Hollanda Dışişleri Bakanı Maxime Verhagen, konferansın sonuç bildirisi taslağının, 8 yıl önce Güney Afrika'nın Durban kentinde olduğu gibi, İsrail'e yönelik "ırkçı itham" içerdiğini belirtti.
Bakan Verhagen, bazı devletlerin konferansı, "konuşma özgürlüğünü zaptetme meyli taşıyarak din unsurunu insan hakları temelinin üzerine oturtabileceklerini" de ifade etti.
Verhagen, "sonuç bildirisinin kabulü mümkün değil zaten" dedi.
ABD de İsrail'in eleştiri odağına oturtulacağını belirterek konferansa katılmama kararı almıştı.
ABD, ülkenin 233 yıllık tarihinde ilk siyah Başkan olan Barack Obama'nın hükümetinin Cenevre'ye katılmayacağını açıklaması bir ölçüde hayal kırıklığı yarattı.
 

Hollanda Türk Sivil Toplum Örgütleri AB Adalet Divanı'na Gidiyor

e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 21
ZayıfEn iyi 
Hollanda'da uygulanan Aile Birleşimi, Hollanda'daki Türk hukukçuların öncülüğünde ve Hollanda Türk Sivil Toplum Örgütlerinin desteğiyle Avrupa Birliği Adalet Divanı'na taşınıyor.

Konuyla ilgili Hollanda Parlamentosu'ndaki Uluslararası Basın Merkezi'nde yapılan bir toplantıda Hollanda'nın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uyguladığı "aile birleşimi"ndeki haksızlığın AB Adalet Divanı'na taşınmasına karar verildi. Hollanda Temsilciler Meclisi'ndeki Basın Merkezi'nde düzenlenen toplantıya Avukat Ejder Köse, Hollanda'daki Türk sivil toplum kuruluşlarından HTİB Başkanı Mustafa Ayrancı, UETD Başkanı Veyis Güngör, Koordinatör Mikail Güneş, SMHO Koordinatörü Abdulkadir Çeken, Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu ve Rotterdam PvdA Meclis Üyesi Zeki Baran, Türk Federasyon'undan Güven İşçi, İOT Müdürü Ahmet Azdural, Hollanda Yozgatlılar Federasyonu Genel Başkanı Sabri Kenan Bağcı ve basın mensupları katıldı.

1973 Katma Protokolü, Ortaklık Konsey Kararı 1/80 ve 3 Mayıs 1987 tarihinde onaylanan Avrupa Sosyal Şartı ve 24 kasım 1977'de yürürlüğe giren Avrupa Göçmen İşçiler Sözleşmesi'nin beraberinde getirdiği haklar doğrultusunda Hollanda'nın 15 Mart 2006 tarihinden itibaren uyguladığı dil ve uyum şartı, 21 yaş sınırı, yüzde 120 gelir şartı gibi uygulamaların, Türk vatandaşları için uygulanmasının yanlış ve haksız olduğu dile getirildi.

Uzun zamandır Avukat Ejder Köse ve beş avukat arkadaşının üzerinde çalıştıkları hukuki hazırlık sonucunda ortaya çıkan şikayet mektubu, çeşitli sivil toplum örgütlerinin de hazır bulunduğu bir toplantıda imzaya açıldı.

Hukuki çalışmayı yapan Avukat Ejder Köse konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunlara değindi: "Aile Birleşimi sorununun çözüme kavuşması için, konuyu AB Adalet Divanı'na taşımamız gerekiyor. Ama divana bireysel başvuru yapma hakkımız bulunmuyor. Bu ilk bakışta sorun gibi gözükse de bunu aşmak için iki yol bulunmaktadır. Birincisi, üye ülkenin mahkemesinin davayı divana yönlendirmesidir. Hollanda'da bunu Danıştay yapabilir, ama Danıştay şimdiye kadar bu şekilde bir yönlendirme yapmadı. Ben bunu, hukuksal alanda yapılan bir siyaset olarak değerlendiriyorum. İkinci yol ise; AB Komisyonu'na Hollanda'yı şikayet etmektir. Haklarımızın elimizden alınmaması için bunu yapma ve başarma mecburiyetimiz vardır. Bunu nasıl yapabiliriz? Avrupa Birliği'nin almış olduğu kararlar doğrultusunda yapılan antlaşmalarla elde edilen hakların ihlaliyle ilgili olarak, herhangi bir kişinin / bireyin şikayet etme hakkı vardır. Yapılan şikayet doğrultusunda AB Komisyonu, divana dava açabilir. Bu davanın açılabilmesi için bir grup avukatla bir araya gelerek bir dilekçe hazırladık. Hazırladığımız dilekçede Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki antlaşmaların ihlalini analiz ettik. Ve Türk vatandaşlarına yapılan haksızlıkları bugün burada kamuoyuna sunmak istedik. Haksızlıklarla mücadele etmenin başlangıcı birazdan sizlere sunulacak dilekçenin altına kurumunuz adına imzanızı koyup, 'AB Şikayet Bölümü'ne göndermeniz olacaktır."

Avukat Ejder Köse, Hollanda'da yaşayan Türk toplumuna öncülük eden kanaat önderlerine, kurum ve kuruluşlara, özellikle de sivil toplum örgütlerine bu konuda büyük iş düştüğünü vurguladı. Köse, "Bu mesele hepimizi yakından ilgilendiren ve çözülmesi gereken bir meselesidir. Bu nedenle, özellikle sivil toplum örgütleri halkı harekete geçirmeli ve bu hazırlanan şikayet dilekçesinin AB Komisyonu'na gönderilmesi için çalışma başlatılmalıdır. Bu konuda biz avukatlar, gelişmelere göre sizleri yönlendireceğiz, ama sizlerin bu harekete katılması çözüm yolunda atılması gereken en önemli adımdır. Şimdi halkımızın ve sivil toplum örgütlerimizin birlikte hareket etme zamanıdır" dedi.

Avukatlar tarafından yapılan açıklama sonrasında toplantıda hazır bulunan Türk sivil toplum örgütleri başlatılan hukuk mücadelesine destek verdiklerini açıkladı.

Hollanda Türk Sivil Toplum örgütleri öncülüğünde önümüzdeki altı ayda kırk bin imzanın toplanması bekleniyor. Uzun bir hukuki mücadele sonrasında uygulanan söz konusu haksızlığın giderilmesi beklenmekte.

Avrupa Birliği ülkeleri arasında ilk olarak Hollanda, 15 Mart 2006 tarihinde, yurtdışından Hollanda'ya gelmek isteyen yabancılar için "Dil ve Uyum Şartı"nı getirmişti. Bunun yanı sıra, AB nezdinde en yüksek gelir şartı ve 18'den 21 yaş sınırlandırılması getirilmişti. Sadece Batılı olmayan ülke vatandaşlarını kapsayan bu uygulamanın yürürlüğe girmesinden sonra, özellikle Türkler ve Faslılar başta olmak üzere, diğer ülkelerden Hollanda'ya gelmek isteyenlerin evlilik yoluyla oturum sahibi olması bir hayli zorlaştırılmıştı. Hollanda'da uygulanan bu sistemle birlikte yabancıların önünün kesildiğini gören diğer AB ülkeleri de, buna benzer uygulamaları yürürlüğe koymaya başlamıştı. Almanya, 2008 yılının başında uyum kanunlarını değiştirdi. Birkaç ay önce almış olduğu kararlarla da Fransa bu ülkeleri takip etti. (haberler.com)

 

AP yarın Türkiye Raporunu tartışacak

e-Posta
AP yarın Türkiye raporunu tartışacak. Taslakta Türkiye'nin son 3 yıldır yaptığı AB reformlarının yavaşlamasından endişe duyuluyor.

Avrupa Parlamentosu genel kurulu, Hollandalı parlamenter Ria Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan Türkiye raporunu yarın tartışacak. Rapor, perşembe günü genel kurulda oylanacak.

Dış İlişkiler Komitesinde daha önce oylanarak kabul edilen taslak belgede, Türkiye'nin AB reformlarında son 3 yıldır devam eden yavaşlamadan endişe duyulduğu belirtilerek, Türk hükümetinden "2005 yılında taahhüt ettiği reform sürecine devam konusunda siyasi iradesini ispatlaması" isteniyor.

Türk toplumunda ve önde gelen siyasi partiler arasında süren kutuplaşmanın 2008 yılında daha da derinleştiği savunulan raporda, bunun siyasi kurumların işleyişini ve reform sürecinde ilerlemeyi olumsuz etkilediği kaydediliyor.

Siyasi parti liderlerine "ciddi şekilde diyalog aramaları ve Türkiye'nin modernleşmesi gündemi üzerinde uzlaşmaları" çağrısı yapılan taslak raporda, reformların "hukukun üstünlüğüne dayalı, insan haklarına ve temel özgürlüklere bağlı, istikrarlı, demokratik, çoğulcu ve müreffeh bir toplum" hedefine yönelik olması gereği vurgulanıyor.

Taslak raporda, "Daha önceki kapsamlı Anayasa reformu çabalarının başörtüsü tartışmasıyla sonuçlanmasından ve toplumun daha fazla kutuplaşmasına yol açmasından üzüntü duyuyoruz. Temel özgürlükler ve insan haklarının korunmasını merkeze alacak yeni ve sivil anayasa çalışmalarına yeniden başlaması için hükümete çağrı yapıyoruz" deniliyor.

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

Yeni anayasa çalışmalarına "etnik ve dini azınlıklar dahil sivil toplumun ve siyasi partilerin de katkı yapması" talep edilen taslak belgede, AK Parti ve DTP hakkında açılan kapatma davalarıyla ilgili şu ifadeye yer veriliyor: "2008 yılında TBMM'deki iki partinin kapatılması istemiyle açılan davalardan endişe ediyoruz. Siyasi partiler kanununun öncelikli olarak değiştirilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ve Avrupa Konseyinin Venedik Komisyonu önerilerine bütünüyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurguluyoruz."

Belgede, "Ordu üzerinde tam sistematik sivil gözetim sağlanması konusunda ilerleme kaydedilememesinden" ve "TBMM'nin ordu ve savunma politikasını denetlemesinin güçlendirilememesinden" kaygı duyulduğu ifade ediliyor.

"Yargı mensuplarının siyasi tartışmalara müdahil olmamasını güvence altına alarak, yargının tarafsızlığını ve mesleki yetkinliğini güçlendirecek sistematik çabalara acil ihtiyaç duyulduğu" vurgulanan belgede, hükümetin yargıda reform çabalarını sürdürmesinin önemine işaret ediliyor.

ERGENEKON DAVASI

Taslak raporda, "Ergenekon suç örgütü sanıklarının yargılanmaya başlamasından memnuniyet duyuyoruz. Örgütün devlet kurumlarına sızan uzantılarının bütünüyle ortaya çıkarılması için, yetkilileri soruşturmayı sürdürmeye teşvik ediyoruz. Sanıklara muameleyle ilgili (olumsuz) haberlerden endişe duyuyor, Türk makamlarından sanıklara adil yargılanma hakkı sunmalarını ve hukukun üstünlüğü ilkelerine sıkıca bağlı kalmalarını istiyoruz" deniliyor.

Komisyonda kabul edilen bir değişiklik önergesiyle bu bölümün sonuna, "Hrant Dink'in öldürülmesi gibi çözümlenemeyen davalar değerlendirilirken, Ergenekon'un bu tür olaylarda rolü olduğu tezi daha çok ciddiye alınmalıdır" cümlesi eklendi.

Türkiye raporu taslağında DTP'ye ve tüm seçilmiş parti üyelerine, "PKK ve terör eylemleriyle aralarına açıkça mesafe koymaları" çağrısı da yapılıyor.

PKK TERÖRÜ

AP Dış İlişkiler Komitesi üyelerine sunulan taslak belgede, terör örgütü PKK ve diğer terör örgütlerinin Türkiye topraklarındaki terör eylemleri kınanarak, "terörle mücadelesinde Türkiye ile dayanışma içinde olunduğu" tekrarlanıyor.

Terör örgütü PKK'nın "derhal ve ön koşulsuz" silah bırakması istenen raporda, Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetim dahil Türkiye ile Irak makamları arasında geliştirilen diyalog ve işbirliğinin memnuniyetle karşılandığı belirtiliyor.

Irak makamlarının, Türkiye ile işbirliğini yoğunlaştırarak, topraklarından komşu ülkelere terör saldırısı yapılmamasını güvence altına almaları talep edilen belgede, Türkiye'nin de sınır ötesi askeri operasyonlarında "Irak'ın toprak bütünlüğüne, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygı göstermesi ve sivillerin zarar görmemesini garanti altına alması" isteniyor.

Taslak raporda, "DTP ve tüm seçilmiş üyeleri, PKK ve terör eylemleriyle aralarına açıkça mesafe koymalıdır. Tüm siyasi partiler, Türk devletinin istikrarı, refahı ve bütünlüğünü güçlendirecek çözüme katkı yapmalıdır" deniliyor.

Belgede hükümete, "Kürt meselesinin nihai çözümü için öncelikli olarak siyasi inisiyatif göstermesi" çağrısı yapılarak, bu yöndeki girişimin "Kürt kökenli vatandaşlar için ekonomik ve sosyal fırsatlar sunarak devlet ve özel okullarında Kürtçe öğrenmeyi gerçekten mümkün kılacak ve Kürtçe yayına izin verecek şekilde kültürel hakları somut şekilde iyileştirmesinin" beklendiği ifade ediliyor.

ERMENİSTAN İLE İLİŞKİLER

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Ermenistan ziyaretinin memnuniyetle karşılandığı kaydedilen raporda, bu girişimin iki ülkenin ilişkilerini normalleştirmesine gerçek katkı sunacağı umudu dile getiriliyor.

1915 olaylarına ilişkin Ermeni tezlerine yer verilmeyen belgede, Türkiye'nin "sınırı yeniden açarak Ermenistan ile ekonomik ve siyasi ilişkileri bütünüyle tesis etmesi" talep ediliyor.

Raporda bu kapsamda Türk ve Ermeni hükümetlerine yapılan çağrıda, "bugüne ve geçmişe saygı göstererek, geçmiş olayların açıklıkla ve samimi olarak tartışılmasına izin vererek, uzlaşma sürecinin başlatılması ve AB Komisyonunun bu sürece katkı yapması" isteniyor.

Türkiye'nin Kıbrıs'taki "müzakere atmosferini kolaylaştırmak için askerlerini çekmesi ve her iki lidere kendi ülkelerinin geleceklerini özgürce müzakere izni vermesi" gerektiği görüşü de raporda yer alıyor.

KABUL EDİLEN DEĞİŞİKLİK ÖNERGELERİ

Türkiye taslak raporuna dahil edilen uzlaşma önerisiyle, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde teknik olarak hazır fasılların müzakerelere açılması için üye ülkelere çağrı yapıldı.

Türk hükümetinden "Mart 2009 yerel seçimlerine katılan tüm partilerin seçim komisyonlarında temsil edilmesine izin vermesi" isteminde bulunulan değişiklik önergesi de komitedeki oylamada belgeye girdi.

Kabul edilen bir başka önergeyle, "demokratik, çoğulcu bir toplumda ifade özgürlüğünün, ne sık sık internet sitesi yasaklamakla, ne de eleştirel basına baskı yapmakla ve dava açmakla sağlanabileceği" belirtildi.

TRT-6'nın Kürtçe yayına başlamasından duyulan memnuniyet de uzlaşma önergesiyle taslak rapora dahil edildi.

Türk iş dünyasında sıkça yakınma konusu yapılan AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına Gümrük Birliği üyesi olmasına karşın Türkiye'nin dahil edilmemesi, verilen uzlaşma önergesiyle rapora girerken, serbest ticaret anlaşmalarıyla ilgili hazırlanan etki raporlarının Türkiye'yi de kapsaması gereği vurgulandı.

Taslak rapora eklenen bir başka değişiklik önergesinde, Türkiye'den öğrenciler, akademisyenler ve iş adamları gibi gruplara AB'nin vize kolaylığı getirmesi çağrısı yapıldı.

DENİZ FENERİ DAVASI

Bu arada kabul edilen değişiklik önergeleriyle "Türk hükümetinden ve yargı makamlarından, 'yeşil sermaye' olarak adlandırılan şirketlerce ya da 'Deniz Feneri' davasında olduğu gibi yardım kuruluşlarınca dolandırılan AB vatandaşı ya da AB'de oturumu bulunan mağdurları ilgilendiren davalarda, AB üyesi ülkelerle daha fazla işbirliği yapmaları" istendi.

Türkiye raportörü, komisyondaki oylamadan sonra yaptığı açıklamada, "Türkiye'ye karşı adil ve dürüst olduğunu" savunarak, taslak belgenin AP genel kurulunda da kabul edilmesiyle birlikte ilişkilere yeni bir ivme kazandırılacağını umduğunu söylemişti.

"Bu rapor Türkiye'nin aynası olmalıdır" diyen Oomen-Ruijten, "Yargı reformu stratejisi geliştirilmesine karşın, yeni sistematik reformlara ihtiyaç var. Kopenhag kriterleri müzakerelerin merkezidir. (Müzakerelerin hedefi) yeni fasıllar açmak değil, Türkiye'yi çağdaş, demokratik ve refah içinde bir topluma dönüştürmektir" ifadesini kullanmıştı.
 

Karakutudan Çıkan Geçici Sonuçlar

e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
Kazaya ilişkin ilk rapor Lahey'de açıklanıyor:

- Amsterdam'a iniş yapacak uçakta hiçbir sorun yoktu. Kokpitte 3 pilot vardı.

- Bugün 4 Mart’ta tarihinde araştırma kurulu bir uyarı da bulunacaktır. Boeing şirketi 737-800 numaralı uçakla ilgili bir açıklamada bulunuyor.

- 5 yolcu ve 4 mürettebat ölmüştür. 50 kişi hastaneye kaldırıldı. Uçak İstanbul’dan Amsterdam’a gidiyordu.

- Normal bir uçuş vardı, daha önce bir sorun yoktu. Sağ koltukta birinci eğitimdeki pilot bulunuyordu. Bu eğitimdeki pilotun bütün yetkileri vardı. Bunun yanında da birinci officer bulunuyordu. Mürettebat 14.00’te Amsterdam’a haber veriyor.

- Hiç rötar olmadan iniş yapmaya başlamıştır. 2000 feete inmeye izin verilmiştir.

- Otomatik pilotla inişe başlanmıştır.

- Ses kaydı ve karakutunun incelemesinden inişte 1950 feette bir tuhaflık ortaya çıkmıştır. O yükseklikte, normal olmayan bir yükseklik açıklanmıştır. Yükseklik metresi uçağın 1950 feette değil ancak sıfırın eksi 8 feet yükseklikte bulunduğunu söylemiştir.

- Yükseklikteki değişimden dolayı otomatik sistem özellikle gaz değişimlerinden sonra bir değişim olmuştur. Radyo yükseklik ölçümü normal bir şekilde yüksekliği ölçüyor.

- İniş çok önemli olan bir noktadır. 2500 feet yüksekliğinden bunu yapabilir.

- İki tane yükseklik ölçüsü vardır. Ses kaydından soldaki aletindeki sorunu mürettebatlar tarafından öğrenmiştir. Birden bire 1950 feete değil eksi 8’de bulunduğunu öğrendiği zaman mürettebat tarafından bir sorun olarak görülmemiştir.

- Pratikte uçağın bu ani değişimden dolayı birkaç metre üzerinde bulunduğu gibi davranmaya başlamıştır. Otomat kesilmiş gaz gibi davranmaya başlamış ondan dolayı uçak hız kaybetmiştir. Bundan dolayı mürettebat zamanında hareket etmemiştir. Hız kaybından dolayı uçak asgari uçuş hızına ulaşmıştır. Onun için uyarı sinyalleri verilmiştir.

- Direksiyon titreşimiyle bildirilmiştir. Karakutudan hemen gaz verilmeye başlanmıştır ancak kurtarmak için geç kalınmıştır.

- Ondan dolayı bir iniş pistinden 1km öncesinde düşmeye neden olmuştur. 

-Uçak düştüğünde Pilotlar hayatını yitirmişti (hani pilotlar yardım ekiplerine el sallayıp yardım istemişti de yardım gelmemişti?)

Sonuç: yakıt eksiklği, motorda kuş, buzlanma, motorsistemi yada kontrol arızaları bulunmadı. Otomatik pilot yüksekliğin yanlış ölçülmesiyle uçağın olandan daha alçakta olduğu kanısıyla gazı kesiyor. Bur durumu geç farkeden kaptan pilot durumu kurtarmaya çalışıyor. Ancak 6 saniye geç kalınıyor.................

(araştırma komitesi başkanı van Vollenhoven Boeing'e durumu bildirip el kitapçıklarında bu konuya daha iyi yer vermelerini ve yükseklik ölçümü hatalarında otomatik pilotun devreden çıkarılmasını isteyeceğini bildirdi. Hollandalı haber kaynakları bunu genelde yorumsuz aktarırken, De Telegraaf gazetesi internet sitesinde 'Pilot hatası kazanın sebebi' şeklinde başlık attı. Hürriyet Gazetesi sitesinde ise 'Hollanda Kendisi Dışında Herkesi Suçladı' şeklinde başlık attı.

 

Yardıma katılan çalışanlar TV'de yaşadıklarını anlatıyorlar

e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 

NOS televizyonuna katılan ambulans personeli, helikopterli travma personeli ve itfaiye personeli programda yaşadıklarını anlattılar.

İlk karşılaştıkları manzaranın tam bir kaos olduğunu anlatıyorlar. 

Bir kişinin yardım çalışmaları sırasında öldüğü anlaşılıyor. Bu kişi ambulans personeliyle konuşmuş, ayağında ağrı olduğundan bahsetmiş. Daha sonra hayatını kaybetmiş. İki kişi birbirine sarılmış olarak bulunmuş.

İtfaiye çalışanı kokpit ve ön kısmın en kötü durumda olduğundan bahsediyor. 

Polis ilk olarak kurtulanları, ilk yardıma ihtiyacı olanlar ve hafif yaralılar olarak ayırmış.

İlk gelen ambulans, hemen işe koyulmuyor ama durumu inceleyip genel değerlendirme yapıyor ve ilk yardım edilecekleri belirliyor. Olümcül olabilecek yaralanmaları tespit ediyor.

Bir kısım polis ekibi basın mensuplarını ve 'felaket turistlerini' kordon dışında tutuyor.Belediye başkanı ilk aşamada ölenlerin kimlik tespiti ve ailelerin istekleri doğrultusunda defnedilmesine öncelik verildiğini, gelecek günlerde kazazede ve yakınları ve onların sorunlarıyla ilgileneciğini açıkladı.

 

Hollandalı Kazazede Toplu Tazminat Açmak İçin Taraftar Topluyor

e-Posta
THY uçağının Hollanda’da düşmesinden sonra kazadan kurtulanlardan Henk Heijloo bir internet sitesi açarak toplu yada tek tek tazminat açmak isteyenler için birlik çağrısında bulundu. NOS Televizyonunda yayınlanan oturum programı Pauw&Witteman programına katılan kazazede Henk Heijloo bir site açtıklarını diğer kazazedelerle tecrübelerini paylaşmak ve ortak hareket etmek istediklerini açıkladı. www.slachtoffersvliegramp.nl adresindeki sitede Hollandaca ve Türkçe yapılan açıklamada şöyle deniyor:

25 Subat'da dusen THY ucagi kazazedeleri icin olusturulan web sayfasina hos geldiniz.
Onumuzdeki gunlerde bu sayfada kaza ile ilgili bilgileri bulabileceksiniz.

Kazada zarar gorenlerden, meydana gelen zararin ne sekilde cozumlenecegi konusunda yardim istekleri aldik.
Kazazedelerin ne sekilde uygun yardimi alabileceklerini arastiriyoruz.
Etkinliklerimizi takip etmek isteyenlerin Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
adresine mail gondermelerini rica ederiz.

Henk Heijloo
 

Hollandalı Yardım Ekiplerini Yerden Yere Vuran Haberler

e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
HollandaRehberi.com'un Yorumu:
THY uçağının düşmesinden sonra Türk Basını 'bunlar bizi sevmez zaten' kompleksiyle verdiği haberlere devam ediyor. Türk Hava Yolları Pilotlar Derneği, (TALPA) motor arızasını ortaya atan Hollandalı yetkilileri art niyetli olmakla suçladı. Birçok kurululuş ve kişi alçaklık kompleksiyle saldıracak yer arıyor? İstanbul yada Ankara'da bir uçak kazası olsa yarım saat içinde 60-70 ambulansı oraya getirebilecek miyiz? Önce yorum götürmeyecek gerçekleri tekrar edelim:
  • kaza 10.31 gibi meydana geldi.
  • saat 10.50 civarında canlı yayına bağlanan televizyonlarda olay yerine ulaşmış ilk yardım ekiplerinin hummalı çalışmalarını hepimiz gördük
  • O ara 'Bakan' Türkiye'de ölü yokmuş deyiverdi. (Hollanda'dan herhangi bir resmi açıklama yapılmamış olmasına rağmen. Kim ise bakanı böyle yanlış bilgilendirip ölü yakınlarına sahte ümit satanlar, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır)
  • Televizyonlarda gördük ki Türkiye'deki Hollandalı muhabir oradaki Türk meslektaşlarını bizim burada televizyondan üstü örtülü cesetler gördüğümüze ikna etmekte zorlandı.
  • Televizyondaki görüntülerde Güney Hollanda ve Brabant olmak üzere Hollanda'nın her yerinden ambulansların olay yerine gittiğine şahit olduk.
  • Uçağın düştüğü tarla yeni işlemiş olması (ki bu bir şans sayılır) olay yerine ambulans ve itfaiye araçlarının ulaşmasını engelledi. Olay yerinde paletli araçları ve komşu çiftliğin traktörünü gördük. Yaralı ve ölüleri yola kadar taşıyorlardı.
  • Yardım ve kurtarma çalışmları sırasında birtek ceset görüntüsü alınmasına fırsat bırakılmadı. Kan ve ağlaşan insanlar görüntüde yoktu. Basının birkaçyüz metre uzaktan görüntü almasına müsaade edildi.
  • 15.00 civarında ilk resmi açıklama geldi: 9 ölü 25'i ağır 50'den fazla yaralı. Kesinleşmemiş hiçbir bilginin açıklanmayacağına baskı yapıldı.
  • Türk kaynakları yolcu listesini açıklayıp üstüne de güle oynaya uçağa binen yolcuların görüntülerini yayınlarken (hayatını kaybedenlerin yakınlarına yapılabilecek daha büyük bir saygısızlık olamaz herhalde) Hollandalılar ailesine bildirilmemiş hiçbir ölü isminin açıklanmayacağını bildirdi. (Buna bile Türkiye'den tepkiler geldi. Ölen yakınları haberi ilk önce Türk gazetelerinde okusalardı gazeteler kendileriyle gurur duyacaklardı herhalde!)
  • Canlı yayında elbette her habercinin yapacağı gibi olayın acaba bir terör bağlantısı olup olmadığı gündeme geldi ve kesin bir kanıyla bu ihtimal dışlandı.
  • THY hakkında negatif imaj oluşturabilecek sorular (yine haberciliğin kaçınılmaz şartı) yöneltildi. Ancak cevapların çoğu tam tersine Havayolu şirketlerinin bir bir battığı bu süreçte THY'nin büyüme gösterdiği, Alliance üyesi olduğu, Türkiye'nin KLM'i sayılabileceği anlatıldı. (Elbette diğer dolmuş usulü çalışan Türk charter şirketlerinden kaynaklanan bir kötü imaj sözkonusu). Ancak Türk gazeteleri bunun kat kat fazlasını yaptı.
  • Haberlerde kazaya sebep olabilecek bütün ihtimaller konuşuldu. Herkesin hemfikir olduğu bir konu şuydu: Motorların çekiş gücü olmadığı, uçağın önce burnunu yukarı dikip hızının sıfıra düştüğü ve bir tuğla bloğu gibi serbest düşüş yaşadığı (ki tarlada sürünme izleri yok). Buna sebep olabilecek bütün ihtimaller konuşuldu. yakıtın tükenmiş olabileceğinden, sistemin durduğuna ve pilotaj hatalarına kadar. Oysa Türkiye'deki gazetelerde bir pilotun diğerine öğrenmesi için yönetimi devrettiği bile olabileceği yazıldı.
  • Bütün görgü tanıkları olayın 2-3 saniyede gerçekleştiğini, o ana kadar herşeyin normal olduğunu anlatıyor. Şimdi Akşam gazetesi hostes Perihan Özden'in uçağın düşeceğini anladığını. Kokpite koşup kapıyı yumruklayıp kaptan Pilota 'kaptan hakkını helel et' diye bağırdığını ondan birkaç saniye  içinde düştüğünü yazdı. Hostes neden acaba düşmekte olan bir uçakta kapalı olduğunu bildiği kokpite koşar ve kaptan pilottan helalli ister? Aynı gazete yardım ekiplerinin çok geç geldiğini yazıyor. Bunları işkembesinden uyduran Akşam yazarına arabasıyla olay yerine giden A9 otobanından tarlaya kadar bir tur atmasını tavsiye ederiz. Baksın bakalım kaç dakida tutacak.
  • THY ve yolcular çok büyük olabilecek bir felatten göreceli olarak ucuz kurtuldu (ölenler elbetteki rahmet ve ailelerine de en içten taziye dileklerimiz iletiyoruz.) Bütün yardım kuruluşları ellerinden gelenin en iyisini yapmak için çalıştı durdu. Hollandalı haber kaynakları olayı sürekli takip ederken sansasyona yönelik, kesinleşmemiş speküle haberler vermekten kaçındılar. Bu kadar negatif haber, bu kadar nefret ve yalan dolu haber neden? Neden uyduruk efsanevari haberler?
Yangına körükle giden Tüm basın kuruluşlarını ve diğer kaynakları kınıyoruz.
 
 
Sayfa 1 > 14

Milliyet